Psikologlar aşkı sosyal ve bilişsel bir olgu olarak betimlerler. Psikolog Robert Sternberg aşkın üçgen kuramını açıklamış
ve aşkın farklı üç unsuru olduğunu belitmiştir: Mahremiyet, bağlılık ve tutku. Mahremiyet, iki insanın kişisel yaşamıyla
ilgili detayları ve sırları paylaşma biçimidir. Mahremiyet genellikle arkadaşlık ve
romantik aşkda görülür. Bağlılık, diğer bir deyişle, ilişkinin sonsuza kadar süreceği beklentisidir. Aşkın en son ve genel biçimi ise cinsel çekim ve tutkudur. Tutkulu aşk, romantik aşkda da olduğu gibi kara sevdada görülür. Yela (alıntı gereklidir) gibi araştırmacılar modeli, tutkuyu ıkı bağımsız unsura ayırarak daha da sadeleştirmişlerdir: Erotik Tutku ve Romantik Tutku. Elektirik Kuramında Coulomb''un Kanunda gösterildiği gibi pozitif ve negatif yükler birbirini çeker. İnsan yaşamında da "zıtlıklar çeker" benzetmesi yapılır.Son yüz yılda insanların çiftleşmesiyle ilgili araştırmalar, evrimsel psikoloji gibi, çiftlerin bir birim olarak ya da zıt çekim kombinasyonlarıyla birbirlerini çektikleri konusunda fikir birliği içerisindedirler. Örneğin, farklı bağışıklık sistemi olan insanlar çekime yatkındır ve bunlar kişilik, karakter, görünüş, v.b. gibi çekimlere benzetilebilir.<9> Son yıllarda, İnsan bağlanmasıyla ilgili çeşitli kuramlar, bağlılık, bağlanma, çekicilik terimleriyle açıklanarak geliştirilmiştir. Bazı Batılı otoriteler elsever ve narsist iki ana unsur arasında anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Bu görüş uygulamalı psikoloji alanında çalışan Scott Peck''in çalışmalarındaki aşk ve şeytan tanımlamalarında açıklanmıştır. Peck, aşkın "diğer kişiye karşı duyulan manevi ilginin artması" ile basit narsizmin combinasyonu olduğunu iddia etmektedir.<10> Bağlamak gerekirse, aşk sadece bir duygu değil aynı zamanda bir etkinliktir.